30/06/2008
İrlanda’nın Lizbon Anlaşmasına “hayır” demesi, AB’nin genişleme süreci açısından zorlu soruları da beraberinde getiriyor, ki bu soruların yanıtları Güneydoğu Avrupa ülkelerini etkileyebilir. Fakat yine de Brüksel’den iyimser sesler geliyor.
Zoran Nikolovski, Southeast European Times, Üsküp -- 30/06/08
![]() İrlanda, 12 Haziran’da yapılan referandumda Lizbon Anlaşmasını reddetti. [Getty Images] |
Reform Anlaşması, ya da daha çok bilinen adıyla Lizbon Anlaşması, AB’nin genişleme politikası üzerindeki etkisi sebebiyle hem Birlik hem de Güneydoğu Avrupa bölgesi için bir kilometre taşı oldu. Bir tarafta AB liderleri bu önemli anlaşmayı hayata geçirmenin yollarını aramakla meşgulken, diğer tarafta da AB'ye tam üye olmak isteyen ülkeler, bu savaşın sonucundan endişe ediyor. 12 Haziran'da yapılan referandumda AB üyesi İrlanda, -- beklenenin çok daha üzerinde bir farkla – yüzde 47'lik “evet” oyuna karşı yüzde 53 “hayır” ile anlaşmayı reddederek AB’yi yeni bir krizin içine soktu.
Aralık 2007'de imzalanan Lizbon Anlaşması, 2005 yılında Fransa ve Hollanda'daki seçmenler tarafından reddedilen Avrupa anayasası taslağının yerini alacak. Söz konusu anlaşma, AB kapılarının yeni üyelere açılmasını sağlayacak, zira Nice Anlaşması kapsamındaki mevcut düzenlemelere göre AB ve kurumları en çok 27 üyeye sahip olabiliyor. AB'nin 27 üyesinden herhangi birinin anlaşmayı onaylamaması halinde, anlaşma yürürlüğe giremiyor.
Farklı görüşler
İrlanda’dan gelen red oyunun ardından, AB dönem başkanı Slovenya herkesi sakin ve anlayışlı olmaya çağırdı. Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Lizbon Anlaşmasının hâlâ “canlı” olduğunu söyledi ve diğer ülkelerin, AB’nin 18 üyesinin yapmış oldukları gibi, anlaşmayı onaylamaya devam etmelerini istedi. Ülkesi 1 Temmuz’da AB dönem başkanlığını devralacak olan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile Almanya Başbakanı Angela Merkel de Barroso’nun bu tutumunu destekledi.
Anlaşma çerçevesinde düzenlenen genişleme politikası ile ilgili olarak Brüksel ve diğer AB başkentlerinden farklı sesler geliyor. Avrupa Parlamentosu Başkanı Hans-Gert Poettering, İrlanda’dan gelen “hayır” oyunun, 27 üye devletten oluşan Birliğin, Hırvatistan muhtemel bir istisna olmak kaydıyla, daha fazla genişlemesinin şimdilik mümkün olmadığı anlamına geldiğini söyledi.
Associated Press’in haberine göre Avrupa Parlamentosu üyeleri, Lizbon Anlaşması olmadan AB’nin daha fazla genişlemesinin “akla yatkın olmayacağını” dile getirdi.
![]() AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komisyon Üyesi Olli Rehn, “Lizbon Anlaşması ile ilgili mevcut sıkıntılara rağmen AB, Güneydoğu Avrupa yani Batı Balkanlar ve Türkiye ile ilgili bakış açısını korumaktadır”, dedi. [Getty Images] |
Fakat AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komisyon Üyesi Olli Rehn, İrlanda’nın vetosunun, bloğun Türkiye'yi ve Balkanlar'dan yeni üyeleri kabul etme sözünü etkilemediğini söyledi. Reuters'e verdiği demeçte Rehn, " Lizbon Anlaşması ile ilgili mevcut sıkıntılara rağmen AB, Güneydoğu Avrupa yani Batı Balkanlar ve Türkiye ile ilgili bakış açısını korumaktadır”, dedi.
Benzer bir açıklama da Slovenya Dışişleri Bakanı Dimitrij Rupel’den geldi. Vetonun, genişleme sürecini değiştirmeyeceğini söyleyen Rupel, "İrlanda'da yapılan referandumun sonucu, genişleme politikasını hiçbir şekilde değiştirmez. AB, Batı Balkan ülkelerine üyelik davetinde bulunmayı oybirliğiyle kabul etti, yani bu konuda hiçbir şüphe yok”, dedi.
AB, Birlik devlet başkanları ve hükümetinin açık kapı politikasını kabul ettikleri 2003 yılındaki Selanik Zirvesinde, Batı Balkan ülkelerine yönelik taahhütlerde bulundu.
İrlanda’dan gelen red oyu, Rehn ve Rupel’in tutumuna rağmen, genişleme politikasında gecikmeye yol açabilir. Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Juncker, “İrlanda’nın “hayır” oyu nedeniyle, anlaşmanın planlanana uygun şekilde önümüzdeki yılın başı itibariyle yürürlüğe girmesi mümkün olmayacak”, dedi.
Çek Cumhuriyetine yaptığı ziyaret sırasında konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ise, "Balkanlara, Hırvatistan'a açılabilmek için Lizbon Anlaşmasına ihtiyacımız var", dedi.
Vetonun Türkiye, Hırvatistan ve Makedonya üzerindeki etkileri
İrlanda’nın vetosunun ardından neler olacağını en çok merak edenler üç aday ülke: Makedonya, Türkiye ve Hırvatistan. Hırvatistan ve Türkiye, AB'ye katılım için müzakere sürecindeyken, Makedonya henüz görüşmelere başlamayı bekliyor. Karadağ hariç tüm Batı Balkan ülkeleri, AB’ye katılım sürecinin ilk adımı olarak görülen İstikrar ve Ortaklık Anlaşmasını imzaladı.
![]() Hırvatistan Başbakanı İvo Sanader, (18 Haziran’da Londra’da) AB’nin, Hırvatistan’ın Birliğe kabulü için gerekli zemini hazırlayacağı konusunda iyimser olduğunu söyledi. [Getty Images] |
İrlanda’dan gelen red oyunun en önemli etkisi, Türkiye’nin bloğa katılmak için fazla kalabalık ve kültürel açıdan da farklı olduğu görüşünü savunanların iddialarını desteklemek olabilir. Fransa Tarım Bakanı Michel Barnier’e göre referandum, vatandaşların “sınırsız ve limitsiz” bir AB fikrinden korktuklarını gösterdi.
Yine de 18 Haziran’da AB ile Türkiye arasındaki katılım müzakereleri, şirketler hukuku ve fikri mülkiyet hukuku alanlarını da kapsayacak şekilde devam etti.
Katılım sürecinde oldukça büyük ilerleme kaydeden ve Avrupa müşterek hukukunda yeni müzakere başlıkları açma şansına sahip olan Hırvatistan’ın müzakereleri gelecek yıl tamamlaması bekleniyor.
AB ve Hırvatistan, anlaşmanın İrlanda’da reddedilmesinin ardından katılım müzakerelerinde iki yeni başlık daha açtılar. AB ve Hırvatistan arasındaki görüşmeler, işçilere yönelik dolaşım serbestliği ve yanı sıra sosyal politika ve istihdam konularını kapsayacak şekilde devam ediyor.
Makedonya, müzakerelere bu sonbaharda başlamayı bekliyor. Müzakerelerin başlaması, zayıf organizasyonlu 1 Haziran seçimlerinin ardından ülkenin iç siyasetinde yaşanacak gelişmelere ve Lizbon Anlaşmasının kaderine bağlı olacak.
Bölgede tepkiler, anlaşmanın yaşatılması fikri ile aynı yönde.
Hırvatistan Başbakanı İvo Sanader geçtiğimiz hafta yaptığı bir açıklamada, bu hafta Brüksel’de yaptığı görüşmelerin ve İngiliz Başbakanı Gordon Brown ile yaptığı görüşmenin ışığında, AB'nin, İrlanda'nın Lizbon Anlaşmasını reddetmesinden bağımsız olarak, Hırvatistan'ı üyeliğe kabul etmenin bir yolunu bulacağı konusunda iyimser olduğunu söyledi.
Makedonya’nın eski Dışişleri Bakanı Slobodan Casule, “Birliğin, Makedon Eylem Planında da yer verilen değerleri bir kriz içinde değildir ve yerine getirilmelidir. Bizim için önemli olan Avrupa standartlarında bir ülke olmak ve katılım da bu hedefe ulaşmak için sadece bir araç", dedi.
İyimser bir açıdan bakılırsa, Batı Balkan ülkelerinin Lizbon Anlaşması ile ilgili olaylardan çok fazla endişe etmemeleri ve reformlara devam etmeleri gerekiyor. Fakat Brüksel bir çözüm buluncaya kadar süreçte bir gecikme olacağı da kesin.